FIKRALARLA SEÇİM

2011-06-08 10:02:00

  FIKRALARLA SEÇİM POLİTİKA NEDİR? Rüyaya çok inanan bir padişah, bir gece rüyasında 7 dişinin,  çürüyüp düştüğünü görür. Ertesi sabah rüya yorumcusunu çağırıp açıklama ister. “Padişahım, der yorumcu,7 erkek evladınız ardı ardına ölecek,  tahtta yalnız, varissiz kalacaksınız.” Bunu duyan padişah müthiş sinirlenir ve bu kötü açıklamayı yapanın kellesini oracıkta kestirir. Hemen ardından yeni bir yorumcu çağırtır. Önceki meslektaşının akıbetini öğrenen yeni yorumcu: “Sevinin, mutluluktan uçun padişahım, der, siz Allah’ın sevgili kuluymuşsunuz. 7 çocuğunuzdan fazla yaşayacaksınız, öylesine öyle uzun bir ömrünüz olacak…”  Ve padişah ödüllendirir, Saray’da Yorumcu başı yapar bu güzel yorumu yapanı. (demek ki neymiş? Aynı sonucu veren tümceleri, karşısındakini mutlu edecek biçimde verme sanatıymış politika. HAKARETİN ZARAFETİ: ABD Meclisi’nde 30 yaşındaki bir parlamenter, 80 yaşındaki bir muhalefet temsilcisine: “Burada ne işi var bu moruğun?” diye laf atmış. İşte 80’liğin yanıtı: “30 yaşındaki bir eşek 80 yaşındaki bir insandan daha yaşlıdır.”Bizimkilerden birileri bu zarafetten ders almalıdır. MÜRİDİN HAYAL KIRIKLIĞI: Şeyhine: “Benim oğlumu iftira yüzünden hapse attılar, yardım et kurtulsun!” diyen müridine Şeyh: “Biz, demiş, dünya ile ilgili işlere karışmayız.” Bunun üzerine mürit: “Bari, demiş, öbür dünyada bize sahip çık.” Yani ahreti garantiye almak istemiş. Buna da karşı çıkmış Şeyh Hazretleri: “Allah’ın işine karışmak bizim ne haddimize?” Patlamış Mürit: “Be adam, demiş, dünyada yardım etmiyorsun, ahrette yardım etm... Devamı

BİR NEF'İ VARDI

2011-01-28 11:49:00

BİR NEF’İ VARDI BÜTÜN sanatçılar gibi, toplumuna saygı duyar  bütün aydınlar gibi; beğenirse  tüm içtenliğiyle över, aynı o beğendiği övdüğü kişiyi (içine sindiremediği bir olumsuzluğunu görürse) taştan taşa vurur alabildiğine yererdi. Yaptıkları Mumcuların, Aksoyların, Üçokların, Balbayların, Özkanların, Gezmişlerin, İnanların, Aslanların, Emeksizlerin yaptıklarına benzerdi. 376 yıl önce yani 26 Ocak 1635 tarihinde, söylediklerinden dolayı,  adını andıklarımız  gibi ebedileşti. 17. Yüzyıldayız. Devir 4. Murat devri. Başbakanı o günün Bayram Paşa’ydı. Övgüleriyle Padişah tarafından sevildiği için sarayda ‘yazman’ görevindeydi. Müftüsü devrin Tahir Efendi’ydi. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ya halkın içindeyse;  bir üst düzeydeki  doğru söylerlerse, o devirde giderdi kelle… BİZE KAFİR DEMİŞ MÜFTÜ EFENDİ/ TUTALIM BEN DİYEM ONA MÜSELMAN/ VARILDIKTA YARIN RUZI CEZAYA/ İKİMİZDE ÇIKARIZ ANDA YALAN//  dizeleriyle (doğru saözü içine sindiremeyen kimi dincilerin sataşmasına) müftüyü yanıtlayan Nef’iydi o. Bir karşı mezhepten olup da kendisine(bir hayvan adıyla)  hakaret eden kişiye de: BANA TAHİR EFENDİ KELP DEMİŞ/ İLTİFATI BU SÖZDE ZAHİRDİR/ MALİKİ MEZHEBİM BENİM ZİRA/ İTİKATIMCA KELP TAHİRDİR// diyerek büyük bir incelikle hakareti yapana iade etmiştir. Bilindiği gibi Maliki mezhebinde ‘köpek’ (Sünni mezhebindeki gibi pis değil,) Tahir,  yani,  temiz kabul edilir. 17.YÜZYIL dedik. Padişah 4. Murat'tır dedik. Bayram Paşa sadrazamdır yani bu günün başbakanıdır dedik. Ülkede dirlik düzenlik pek de ahım şahım değilmiş o günlerde de. Şair Nef’i,... Devamı